Başlıca kadmiyum maruziyet kaynakları arasında madencilik, eritme ve pil, pigment, stabilizatör ve alaşım üretimi gibi endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan emisyonlar bulunur.
Kadmiyumun vücuda alınımı solunum ve gıda yoluyla olmaktadır. Cilt emilimi nadirdir. İnsanların kadmiyuma maruz kalması, birincil metal endüstrilerinde istihdam, kirli gıda yeme, sigara içme ve kadmiyumla kirlenmiş iş yerlerinde çalışma dahil olmak üzere çeşitli kaynaklarla mümkündür.
İşyerinde havadaki kadmiyum partiküllerine maruz kalma, koku alma işlevinde azalmalarla ilişkilendirilmiştir. Birkaç epidemiyolojik çalışma, kronik düşük seviyeli kadmiyum maruziyetinin kemik mineral yoğunluğunda azalma ve osteoporoz ile ilişkisini belgelemiştir.
Kadmiyuma maruz kalma genellikle kanda veya idrarda kadmiyum seviyelerinin ölçülmesiyle belirlenir. Kandaki kadmiyum, yakın zamandaki kadmiyum maruziyetini yansıtır ken idrardaki kadmiyum (genellikle kadmiyum/kreatinin oranı hesaplanarak seyreltme için ayarlanır) birikimi veya böbreklerdeki kadmiyum yükünü gösterir.
Kadmiyum, solunduğunda veya yutulduğunda ölümcül olabilen ciddi bir akciğer ve gastrointestinal tahriş edicidir. Kadmiyuma kronik maruz kalmanın norepinefrin, serotonin ve asetilkolin seviyeleri üzerinde depresif bir etkisi vardır.
Akciğer, kadmiyum maruziyetinden kaynaklanan insan kanserojenezinin en kesin olarak belirlenmiş yeridir. Bazı çalışmalarda, mesleki veya çevresel kadmiyum maruziyetinin prostat, böbrek, karaciğer, hematopoietik sistem ve mide kanserlerinin gelişimiyle de ilişkilendirildiği görülmüştür.